Kendimizi tanıtırken ne kadar özgürüz? yada ne kadar özgür olabiliriz? Birçoğumuz, kim olduğumuzu anlatırken dışarıdaki insanların gözünde nasıl göründüğümüze, toplumun beklentilerine ve etik değerlerin sınırlarına göre anlatırız.
Asch'ın 1951 yılında yaptığı uyum deneyinde katılımcılar, bir çizgi uzunluğunu karşılaştırmaları için sıraya diziliyor. Her seferinde onlara üç çizgi gösteriliyor ve hangisinin örnek çizgiyle aynı uzunlukta olduğunu söylemeleri isteniyor. Deneyin püf noktası ise, katılımcıların çoğunun aslında “deneyci” rolündeki gruptan oluşması ve bilinçli olarak yanlış cevap vermeleri. Gerçek katılımcı ise bu grubun içinde, kendi gözlemlerine rağmen grubun verdiği yanlış cevaba uyum sağlamak zorunda hissediyor. Yani, birçok kişi doğru cevabı bildiği hâlde, grubun etkisiyle yanlış cevap veriyor. İşte buna sosyal uyum (social conformity) deniyor; yani bireyin, kendi gözlemi veya içsel doğrusu yerine, grubun davranış ve görüşlerine uyum göstermesi durumu.
Toplumun beklentileri, sandığımızdan çok daha fazla etkiliyor bizi; bir işe başlamak isterken ya da bir adım atmamak isterken bile. Bu farkında olmadan benlik algımızı sınırlayan bir çerçeve yaratıyor.
Benlik algımız yani kendimizi , değerlerimizi, dünyayla ilişkimizi nasıl gördüğümüzü tanımlayan içsel bir ayna...peki, sence gerçekten başkalarının beklentilerinden bağımsız bir benlik algısına sahip olabilir miyiz? Yoksa insan olmak, doğası gereği bir ölçüde sosyal geri bildirimlere bağlı kalmak demek mi?
bilmiyorum...ama belki de olay tamamen bağımsız bir benlik inşa etmek değil; kendi değerlerimizi ve başkalarının görüşlerini ayırt edebilmeyi öğrenmek. Kendi hislerimizle başkalarının yargıları arasında bir denge kurabilmek.
Peki ama benlik algımızı geliştirmek mümkün mü?… Çünkü belki de dengeyi kurabilmek için önce bu aynanın farkında olmalıyız. Bu aslında yeni bir "ben" yaratmak değil, küçük ama sürekli bir farkındalıkla ilgili, bu noktada içimizdeki o sesle yaptığımız samimi diyalog devreye giriyor.
mesela...en çok hangi yanınla gurur duyuyorsun? en çok hangi değere önem veriyorsun? Kendi yaşam tarzını değerlerine göre şekillendiriyor musun? Eğer istediğin yerde değilsen, bundan sonra nasıl adımlar atmak istiyorsun? Ve… hatalarını gördüğünde kendine şefkat gösterebiliyor musun?
Bu soruların net bir cevabı olmayabilir. Hatta belki yıllar içinde cevaplar değişebilir. Ama belki de benlik algısını büyüten şey tam olarak budur. ve bence benlik algısının gelişimi kendine dürüst olmakla başlar.
Bu satırlar, içimizde saklı duran “ben”e ithafen…
Ve elbette Yunus Emre’ye…
Beni bende demen, ben de değilim
Bir ben vardır bende, benden içeru -Yunus Emre
.jpeg)
Yorumlar
Yorum Gönder