— Oğuz Atay, Tutunamayanlar
Her gün bir defteri açtım, ama kelimeler doğru sırayla dizilmedi diye bir satır bile yazamadım. Yine de kalem elimdeydi. Çünkü boş bir sayfa da bir başlangıçtır. Hata yapmadan yaşamak, yaşamamaktır.
Hayatımızı nasıl sınırlıyoruz! Kendimizi bir şeyleri mükemmel yapmak zorunda hissettiğimizde, bazen hiç başlamamayı seçiyoruz.
Mükemmelliyetçilik, kendi içimizde bir tür sessiz hapsolma hâli gibi. Hata yapmaktan korkmak, adım atmayı ertelemek, bir şeyi “yeterince iyi değil” diye bekletmek…
Korkularımızla ördüğümüz bu sınırlar aslında bizi kendimizden uzaklaştırıyor. Asıl büyü, hataların ve eksiklerin içinde gizli. Kötü bir resim asılır, kötü bir karar alınır, yanlış yapılır… Ama her biri bir hikâye anlatır: kendi hikâyemizi.
Belki de her yanlış karar, bir sonraki doğruya giden taşlardır. Her yanlışta ben değişiyorum, sen değişiyorsun, biz değişiyoruz. Beş yanlış ötede, belki hiç tahmin etmediğimiz bir senaryo, bir fırsat vardır; ya da on, belki yirmi yanlış ötede… ama bir yerde mutlaka. O taşları adım adım geçtiğimizde, bazen kendi sınırlarımızı yeniden keşfediyoruz, bazen de beklemediğimiz bir kapının açıldığını görüyoruz.
Belki de hayatın en değerli yanlarından biri de bu: yanlışların içinde saklı olan olasılıkları fark etmek ve ilerlemeye devam etmek.
Yüzmeye devam et devam et devam et...🐟


Yorumlar
Yorum Gönder