Sonder… Kulağa biraz yabancı gelse de his olarak hiç yabancı değil aslında. Çünkü hepimizin, farkında olmadan yaşadığı bir duyguya isim verilmiş hâli. Bloğumu açtığımda ilk kez duyduğumda “işte, tam da bu” demiştim. Çevremizden her gün yüzlerce insan geçiyor. Kimi aceleyle metroya yetişiyor, kimi telefona dalmış yürüyor, kimi de bir çocuğun elini tutuyor. Sokakta yanından geçtiğimiz herkesin kendi sevinçleri, kırılganlıkları, yarım kalmışlıkları, ilginç hayatları var. Her biri kendi dünyasında bir hikâyenin başrolünde; sırları, umutları, hayal kırıklıkları, küçük zaferleri ve içten içe taşıdıkları korkularla dolu. İşte sonder tam da bu fark edişin adı. Yolda karşılaştığımız herkesin, en az bizimki kadar karmaşık, derin ve anlamlı bir iç dünyası olduğunu hatırlamak. Bir kafede oturan kadını düşünün mesela…Belki az önce sevdiği bir şarkıyı dinledi. Belki yıllardır aramadığı birinden mesaj bekliyor. Ya da sadece kahvesini karıştırıyor, ama o an onun için küçük bir ritüel kadar değerli. ...