Belki de hayatımızdaki en ağır yüklerden biri, kendimize verdiğimiz (daha doğrusu vermediğimiz) değer.
Hepimiz bazen farkında olmasak da içimizde bir terazi taşırız. Kendimizi nasıl gördüğümüzü belirleyen şey, o terazinin kefelerine koyduğumuz şeylerdir. Kimi için teraziye başarılar konur notlar, terfiler, kazanılan yarışmalar, kıyafetler, güzellik…
Bunlar arttıkça kefe ağırlaşır, değer duygusu artar.
Peki ya tökezlersen, başarısız olursan, kovulursan, kaybedersen? Tüm değerin kaybolmuş gibi hissedersin. Çünkü tüm değer o kefeye bağlıydı.
Kimileri terazisini başkalarının gözlerine bağlar. İlgi gördükçe, takdir aldıkça değerli hisseder. Ama o gözler başka yöne çevrildiğinde, koca bir boşluk kalır ellerinde. Çünkü terazileri başkalarının ellerindedir.
Bazılarımız da kendimizi geçmişle tartarız. Çocukluğumuzda duyduğumuz bir cümle, “Aferin”, “Sen bir işe yaramazsın” gibi… O eski sesler hâlâ bugünkü terazimizin kefelerini belirler. Yıllar geçse bile, biz fark etmeden onları kullanırız.
Bence bazen bu terazinin varlığından o kadar habersiziz ki, bu hisler zihnimizde temel atmış olur ve bunları sorgulama ihtiyacı bile hissetmeyiz.
“Ya ben bunların hiçbiri değilim” diyebilirsin. Ve bu çok normal. Çünkü insan kendini hep aynı noktada hissetmez. Bazen başarılarla tartarsın değerini, bazen başkalarının bakışlarına bırakırsın, bazen de kendi iç huzuruna yaslanırsın.
Evet, bu değişimler normal. İnsan olmanın bir parçası. Ama burada önemli olan, bu hallerin uzun süreli hale gelmemesi. Kısa dönemli dalgalanmalar, hayatın doğal akışıdır. Ama bu dalgalanmalar kökleşip de bir “yaşam tarzına” dönüşmeye başladığında, sen de değişirsin.
Farkındalık, içimizdeki teraziyi görebilmekten geçer. “Ben şu an hangi teraziyi kullanıyorum?” diye sorabilmek.
<Geçici duyguların kök salmasına izin verme>
Bazı düşünce yapıları, sadece var olmanın bile değerli olmak için yeterli olduğunu söyler. Evet, bu bakış açısı çok derin ve insana şefkat veriyor.
Ama benim için tam olarak öyle değil. Ben, değer duygusunun yalnızca varoluşla değil, aynı zamanda hayallerle, hedeflerle, kendine biçtiğin yönle, kendinde görmek istediğin özelliklerle de bağlantılı olduğunu düşünüyorum. Yani ben kendimi değerli hissettiğimde, bunun içinde sadece “ben varım” hali değil, aynı zamanda “ben nereye gidiyorum, neyi seçiyorum, kim olmak istiyorum?” sorularının cevabı da vardır.
Aslında değer bir teraziye sığmaz; ve evet, malesef bazı gözlerde güzellik veya para değerin tek ölçütü olabiliyor.
.jpeg)

Yorumlar
Yorum Gönder